Anasayfa » Yazılar » İlham Kaynağı » Yeni İK Danışmanlık Grubu – Prof.Dr. Türker BAŞ Röportajı
İlham Kaynağı

Yeni İK Danışmanlık Grubu – Prof.Dr. Türker BAŞ Röportajı

Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Anı yaşamayı seven, fakat durağanlıktan hoşlanmayan biriyim. Yeni fikirler ve projelerden besleniyorum. Ayrıntılı planlama ile zaman harcamak yerine çok sayıda deneme yapmayı tercih eden bir yapım var. Aynı anda onlarca projeyi yürütmekten büyük keyif alıyorum.

Yeni İK Danışmanlık Grubunda yaptığımız inovatif çalışmalar hayatımın temposunu yükseltiyor. Ayrıca başarılı şirketler ile içi içe olmam günceli takip etmemi kolaylaştırıyor. Üniversite ise, kendimi iş dünyasının akışına kaptırmamı önlüyor. Kontrolün bende kalmasını sağlıyor. Her ikisi arasında iyi bir denge kurduğumu düşünüyorum.

Sosyal Medyayı çok aktif kullanan ve bu konuda değerli yazıları olan biri olarak en çok hangi platformları kullandığınızı öğrenebilir miyiz?

Twitter ve Facebook hesaplarım olmakla birlikte en çok Linkedin’i kullanıyorum. Hatta paylaşımlarımın hemen hemen tümünü Linkedin üzerinden yaptığımı söyleyebilirim. Sadece Linkedin’e odaklanmam çok geniş ve nitelikli bir ağa sahip olmamı sağladı. Şimdi diğer platformlara da ağırlık vermeye çalışıyorum. Fakat kolay değil. Sadece Linkedin’den gelen mesajları cevaplamak günde yaklaşık 1 saatimi alıyor.

Bu platformların doğru kullanıldığını düşünüyor musunuz?

Sosyal ağların son derece yanlış kullanıldığı düşüncesindeyim. Özellikle bu platformlar üzerinden yapılan genel içerikli duyurular çok fazla kirlilik yaratıyor. Örneğin her bayram öncesi yüzlerce tebrik mesajı geliyor. Maalesef toplu mesaj göndererek güçlü ilişkiler kurabileceğini düşünen insanlar hala var.

Ben sosyal ağları, geleneksel ilişkilerin dijital ortama taşınmış hali olarak görüyorum. Bu nedenle de ağımdaki kişilerle mümkün olduğunca birebir ilişki kurmaya çalışıyorum. Zor fakat işe yarıyor. Örneğin Türkiye’nin İdeal İşyerleri Araştırması sırasında binin üzerinde profesyonele kişiselleştirilmiş mesaj göndererek yardımlarını istedim. Onlar da çalışmayı çevreleri ile paylaştılar. Bu şekilde ankete 20 binin üzerinde kişi katıldı. Bunun yerine insanları toplu mesaj bombardımanına tutsaydım cevaplayıcı sayısı bin kişiye dahi ulaşmazdı.

İş Arayan Öğrenciler/Yeni Mezunlar bu platformları nasıl doğru kullanabilir? Tüyo verebilir misiniz?

Öncelikle toplu mesaj göndermesinler. Kör atış yaparak kariyer oluşturulmaz. Bana “Hocam CV’mi 400 yere gönderdim hiç bir cevap alamadım. Ne yapmalıyım?” şeklinde mesajlar geliyor. Cevap alamıyorlar, çünkü başvurdukları işin gereklerinden haberdar değiller. Cevap alamıyorlar, çünkü başvurdukları şirkette kimseyi tanımıyorlar. Hazırladıkları standart CV kimsenin dikkatini çekmiyor. Hatta o kadar çok yere başvuru yapıyorlar ki, bir yerden cevap geldiğinde kendilerine “Ben buraya da başvurmuş muydum?” diye soruyor ve pek çok durumda görüşmeye dahi gitmiyorlar. Bu durum adaylar kadar, şirketler için de ciddi bir sorun kaynağı.

Ben gençlere hedeflerini daha üniversite yıllarında belirlemelerini öneriyorum. İş aramaya o işe gerçekten ihtiyaçları olmadan önce başlamalılar. Sosyal ağlar bu noktada inanılmaz kolaylıklar sağlıyor. Örneğin belli bir şirkette İK uzmanı olarak çalışmayı düşündüğünüzü varsayalım. Linkedin’in “İleri Arama” özelliğini kullanarak daha önce o pozisyonda çalışanların nasıl bir kariyer yolu izlediklerini görebilirsiniz. Bu tür bir değerlendirme hedeflediğiniz pozisyonların sizi hayallerinize yakınlaştırıp yakınlaştırmayacağı hakkında çok net bir fikir verebilir.

Ayrıca bu pozisyonlarda daha önce çalışmış kişilerle yine Linkedin üzerinden irtibata geçerek onların önerilerini alabilirsiniz. Hatta bu kişiler aracılığı ile şirket içinden yetkililere ulaşmanız mümkün olabilir. Tabi bu süreçte kendinizi doğru ifade etmeniz çok önemli ve standart bir mesajla, standart bir CV göndermenin ötesinde bir çabayı gerekli kılıyor.

İnsan Kaynakları yetkililerinin sosyal medyaya bakış açısı nedir? İşe alımlarda bu platformlardan yararlanılıyor mu?

Türkiye’de İnsan Kaynakları yetkilileri sosyal medya yerine, geleneksel yöntemleri kullanmayı, mevcut iş yapma şekillerini sürdürmeyi tercih ediyorlar. Aslında bireysel anlamda yeniliklere açıklar, fakat risk almak istemiyorlar. Örneğin, bu yılın başında yaptığımız ve 611 İK profesyonelinin katıldığı İşe Alım Araştırması, Türkiye’de Kariyer Sitelerinin kullanım oranının % 51 olduğunu gösteriyor. Bu oran ABD’de % 29, İngiltere’de %21, Hindistan’da % 23’lere düşmüş durumda. Bu ülkelerde aradaki % 20’lik fark sosyal medya üzerinden yapılan doğrudan alımlarla dolduruluyor. Biz ise bu noktaya daha çok uzağız.

İlanlarınıza yapılan başvuruları incelerken, en çok dikkat ettiğiniz, ilk ona bakarım dediğiniz bir özellik var mı?

Ben özelliklerden, yani adayın hangi okulu, hangi derece ile bitirdiğinden ziyade, performansına önem veriyorum. Bunun için öncelikle adayın o işi ya da benzerini daha önce yapıp yapmadığına bakıyorum. Örneğin bir kongre düzenleyeceksek, daha önce bu tür bir organizasyonda görev yapmış kişilere öncelik veriyorum. Mülakat sırasında da yapılacak işe ne derece hakim olduğunu, yani geçmiş performansını ölçmeye çalışıyorum.

Okurken çalışmayı üniversite öğrencilerine tavsiye eder misiniz?

Ben üniversite yıllarında çalışmayı bir zorunluluk olarak görüyorum. Eskiden belli üniversitelerde öğrenim görmek, bu üniversitelerden derece ile mezun olmak kişilere ciddi avantaj sağlardı. Bu kişiler iş dünyasına adım attıklarında, sahip oldukları yeni, güncel bilgiler onları ayrıcalıklı kılardı. Fakat günümüzde iş dünyasının pratiği, üniversitelerde verilen bilgilerin önüne geçmiş durumda. Değişimi üniversiteden takip etmeniz artık imkansız.

Maalesef pek çok öğrenci bu durumun farkında değil. Mezun olduklarında iş dünyasına hemen adapte olabileceklerini düşünüyorlar. Fakat ciddi hayal kırıklıkları yaşıyorlar. Başlangıçta kendilerine önerilen basit, düşük ücretli işlerde çalışmak ağırlarına gidiyor. Hatta bir kısmı bu durumu kabullenemeyerek yüksek lisans, doktora yapmak gerekçesi ile daha huzurlu oldukları üniversitelere dönüyorlar. İlk deneyimi öğrenciyken kazananlar ise, iş dünyasına bir değil, birkaç adım avantajlı başlıyorlar.

Tabi burada para-deneyim dengesinin doğru kurulması çok önemli. Çünkü amaç para kazanmakla sınırlı olunca iş alternatifleri azalıyor. Öğrenciler veri girişi, asistanlık gibi rutin değer katmayan işlerde çalışmak durumunda kalıyorlar. Bunun yerine kendilerini geliştirecek deneyim kazandıracak işlere yönelmelerini ve kendilerini iş dünyasına hazırlamalarını öneriyorum.

Mustafa Coşkun

Dijital pazarlama uzmanı, eğitmeni ve bir internet girişimcisi.

Yorum Ekle

Yorum göndermek için buraya tıklayın